1. Haberler
  2. STİL
  3. Mobilya ile heykel arasındaki sınırı kaldırdı

Mobilya ile heykel arasındaki sınırı kaldırdı

İstanbul merkezli tasarımcı Sami Savatlı, yeni LOVE koleksiyonunda mobilyayı işlevsel bir nesne olmanın ötesine taşıyor. LOVE Chair ve LOVE Side Table'dan oluşan iki parçalık koleksiyon, döküm alüminyum ve el işçiliğini heykelsi formlarla buluşturuyor. İstanbul'da ARKOBJECT tarafından sunulan tasarımlar, koleksiyonluk tasarım ile heykel arasındaki sınırı araştırıyor.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gündelik hayatta kullandığımız bir sandalye aynı zamanda bağımsız bir heykel olabilir mi? İstanbul merkezli tasarımcı Sami Savatlı, yeni LOVE koleksiyonunu tam da bu soru üzerine kuruyor.

2026 tarihli koleksiyon yalnızca iki parçadan oluşuyor: LOVE Chair ve LOVE Side Table. Ancak iki tasarım da geleneksel sandalye ve yan sehpa biçimlerinden uzaklaşıyor.

Savatlı, mobilyanın kullanım işlevini korurken mekânda kendi başına varlık gösterebilen bir tasarım nesnesine dönüşmesinin yollarını araştırıyor.

Kalp süs değil, sandalyenin kendisi

Koleksiyonun en dikkat çekici parçası LOVE Chair.

İlk bakışta görülen kalp biçimi sandalyeye sonradan eklenen dekoratif bir motif değil. Kalbin çizgileri doğrudan sandalyenin taşıyıcı formundan ortaya çıkıyor.

Asimetrik sırt bölümü ince bir çizgiden hacimli bir forma dönüşürken, kalp silueti de yapının bir parçası haline geliyor.

Böylece oldukça tanıdık bir sembol, dekoratif bir ayrıntı yerine mobilyanın mimarisine dönüşüyor.

Alüminyum elde tamamlanıyor

LOVE Chair ve LOVE Side Table’ın her ikisi de döküm alüminyumdan üretiliyor.

Endüstriyel bir malzeme kullanılmasına karşın parçaların son yüzey işlemleri tek tek elle yapılıyor. Üretim sırasında oluşan küçük yüzey ve doku farklılıkları ise ortadan kaldırılmıyor.

Tam tersine, bu izler her parçaya kendine özgü bir karakter kazandıran unsurlar olarak korunuyor. Böylece seri üretim kusursuzluğu yerine el işçiliğinin bıraktığı farklılıklar tasarımın parçasına dönüşüyor.

İki parçada aynı tasarım dili

LOVE Side Table da sandalyedeki akışkan çizgileri daha küçük bir ölçekte devam ettiriyor.

Çizgilerin uzaması, dallanması ve yeniden birleşmesi iki tasarım arasında görsel bir bağ oluşturuyor. Aynı malzeme ve üretim yaklaşımı da sandalye ile sehpayı tek koleksiyon altında birleştiriyor.

Parçalar birlikte kullanılabildiği gibi bağımsız birer tasarım nesnesi olarak da değerlendirilebiliyor.

Koleksiyonluk tasarım yükseliyor

LOVE’un konumlandığı alan, son yıllarda uluslararası tasarım dünyasında daha görünür hale gelen “collectible design”, yani koleksiyonluk tasarım yaklaşımı.

Bu alandaki mobilyalar yalnızca kullanım amacıyla değil; tasarımcısının dili, üretim yöntemi, malzemesi ve sınırlı üretim karakteri nedeniyle koleksiyon nesnesi olarak da değerlendiriliyor.

LOVE da mobilyanın işlevini ortadan kaldırmadan, bulunduğu mekânın mimarisi ve atmosferiyle ilişki kurabilecek bağımsız bir tasarım objesi olmayı amaçlıyor.

İstanbul’da sunuluyor

Koleksiyon İstanbul’da ARKOBJECT tarafından sunuluyor. Savatlı’nın mobilya, iç mimari ve koleksiyonluk nesneler arasında ilerleyen tasarım pratiğinin yeni örneklerinden biri olan LOVE’un fotoğrafları ise Sinan Çırak imzasını taşıyor.

Savatlı, nisan ayında Vogue Türkiye’ye verdiği röportajda da tasarım anlayışını “bağlam, malzeme ve atmosfer” kavramlarıyla tarif etmiş, tasarımın kısa ömürlü trendlerden ziyade daha uzun süreli ilişkiler kurması gerektiğini vurgulamıştı.

LOVE koleksiyonu bu yaklaşımı iki gündelik nesne üzerinden sürdürüyor: Sandalye hâlâ oturmak, sehpa hâlâ kullanmak için var; ancak ikisi de görünmez olmak istemiyor.

Kaynak: Sami Savatlı / ARKOBJECT, LOVE Collection 2026; v2com, 2 Eylül 2026.

Mobilya ile heykel arasındaki sınırı kaldırdı
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter